Img 0471 1

Psikanalist Ne Yanıtlar? Etik ve Klinik

 

Sunum, talep ve… yanıt

— Colette Soler

Başlığımız “Psikanalist ne yanıtlar?” göründüğünden daha az sıradandır; çünkü “psikanalistler” değil de tekil olarak “psikanalist” denildiğinde şu şekilde okunmaya zorlanır: Psikanalist — eğer gerçekten psikanalistse — ne yanıtlar? Bu, bu pratiğin doğasına, amaçlarına ve uygun düşen eylemine dair etik bir sorudur.

Başlığın örtük varsayımı şudur: bir psikanaliz, başından sonuna kadar — girişi, süreci ve sonu — analistin sorumluluğundadır, çünkü o nedensel bir konumda işler. Ancak bu noktayı geliştirmeden önce “yanıt” terimi üzerinde durmak gerekir. Zamansal olarak yanıt ilk değildir ve terim yanlış anlamaya açıktır.


Talep öncesi sunum

Analistin yanıtı, terimin düşündürdüğünün aksine, karşılıklı konuşma düzeyine ait değildir. Eğer bunu “o dedi — ben cevap verdim” ya da “ben dedim — o cevap verdi” türü bir alışverişte ararsak, sonsuza kadar konuşabiliriz ama analistin yanıtını bulamayız.

Elbette analizde karşılıklı ifadeler vardır; analist ile analizanın söylemleri değiş tokuş edilir. Ama bunların işlevi diğer söylemlerden farklıdır. Lacan’ın ön görüşmelere bu kadar önem vermesi bundandır: bir eşik koymak, “talebin her gelen haliyle” arasına bir kesinti yerleştirmek. Bu olmadan psikanalist, sıradan bir psikoterapist olarak kalır.

Bu giriş dönüşü — Lacan’ın dediği gibi bir “düzeltme” — yalnızca analistten gelebilir. Ama bu, yanıtıyla değil, talep öncesi sunduğu şeyle olur. Sunum bir yanıt değildir; o, ilk koşuldur, kurucu olandır. Talebi önceleyen bir şeydir.

Lacan’ın ifadesiyle: sunum zaten oradadır, “talebin öncesinde”. Bu yüzden analitik eylemin ilk adımıdır: başlangıçtır.

Bu sunum, daha en baştan, bilinçdışının (ICS) konumunu varsayan bir edimdir. Analistin “sansürsüz konuş” daveti, anlamın doğruluğuna bakmadan gösteren üretmeye çağrıdır. Dolayısıyla, yanıt üzerine düşünmeye başladığımızda eylem zaten oradadır.


Buradan şu sorular çıkar:

Freud’un kurduğu ilk sunum ile Lacan’ın yenilediği sunum arasında fark vardır. Bizim farkımız şudur: onların kurduğu sunum artık söylemde hazırdır. Psikanalizden söz edildiği sürece — iyi ya da kötü — örtük bir sunum hep vardır.

Ama bu sunumun eyleme nasıl geçirileceği her talepte yeniden oynanır. Freud sonrası dönemde analitik entropi, bu sunumun uygulanmasındaki eksiklikten doğmuştur. Bugün kendini Lacancı diyenler için de aynı sorun geçerlidir.

Burada mesele, bilgi ile analistin “yapabilme bilgisi” (savoir-faire) arasındaki farktır. Lacan’ın dediği gibi analist ancak bu sınır içinde sorumludur.


Genel sorun

Bu, psikanalizin geleceğine dair çağdaş tartışmaların da sorusudur: analitik sunum hâlâ geçerli olabilir mi?

Her sunum talep üretmez. Bu, hangi söylemsel koşullar altında bir sunumun etkili olduğunu sorgulamayı gerektirir.


Analistin sunumuna geri dönersek:

Bu sunum talebi doğurmaz, analitik bir talep üretir. Amacı kısaca şudur: aktarımı kurmak. Yani “bilgi bilen özne” anlamını sahneye koymak.

Bu anlam, analist ile hasta arasındaki sıradan konuşmayı sona erdirir.


Bu sunumun iki özelliği:

1. Diyalog değildir.
Bir diyalog yanılsaması üretir ama aslında bir kopuş kurar. Lacan’ın dediği gibi gerçek diyalog yoktur. Diyalog yanılsaması, konuşmanın cevap verme işlevinden gelir. Ama karşılıklı konuşmak diyalog olduğu anlamına gelmez.

Platon diyalogları bile tek bir tezin farklı ağızlara dağıtılmasından ibarettir.

Opera düetleri gibi: iki kişi konuşur ama her biri aslında kendi başınadır.


2. Bir bakım (tedavi) sunumu değildir.
Analiz sonunda iyileştirici olabilir, ama başlangıçta amaç bu değildir.

Bu sunum, bilinçdışı bilgiye yöneltir ve yeni bir aşk üretir:
bilgiye yönelen aşk (transfert aşkı).

Bu sunum olmadan analize giriş mümkün değildir — ne kadar güven olursa olsun.


Bu sunumun etkisi şudur:

Şikâyet ve teselli talebinden başka bir talep doğurur:
yorum talebi.

Ve bu da yeni bir şikâyet üretir:

“Hiçbir şey söylemiyorsunuz.”

-Colette Soler

Bir Cevap Yazın

gosterenarasinda sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin